Kurallar sadece trafik için değil, toplumun düzeni ve huzuru içindir. Ama Türkiye’de kurallara uyanlar çoğu zaman zor durumda kalır; uymayanlar ise keyifle yollarına devam eder.
Kırmızı ışık sendromu:
Kırmızı ışıkta durdunuz mu? Kuralsızların gözünde yanlış yaptınız. Sarı ışıkta biraz beklediniz mi, yine yanlış… Üstelik korna çalınır: “Hadi be, neden duruyorsun?” Durmak bazen en büyük cesarettir, ama trafikte bu cesaret enayi muamelesi görmek demektir.
Sinyal ve hız kâbusu:
Sinyal vermek mi? Gereksiz. Hız sınırına uymak mı? Akan trafikte sizi öfke seli bekler. Bazıları tüm sınırları aşar, sağdan sollar, şeritten şeride geçer; trafik onlar için kendi oyun alanıdır. Sizin kurallarınıza saygıları yoktur; sadece kendi keyifleri geçerlidir.
Toplu taşımanın kuralsız kralı:
Minibüsçüler, halk otobüsçüleri, taksiciler… Onlar kendi kanun dışı kurallarıyla trafiği alt üst eder. Işık yeşil mi? Hiç önemli değil, dururlar. Önünüzde beklerler, yolcu alıp indirmek onlar için bir oyundur. Onlara korna çalmak hakkınız yoktur; çünkü kurallar sadece sizlere uygulanır gibi görünür.
Sonuç ve ders:
Kurallara uyanlar öfke ve sabırla sınanır, uymayanlar keyifle yollarına devam eder. O hâlde ya kurallar herkese uygulanmalı, ya da tüm trafik kuralları iptal edilmeli. Kuralsızların öfkesi, doğru yapanlara yöneliyorsa, düzenin adı konmaz.
Trafik, sevgi, saygı ve hoşgörüyle güzeldir. Ama önce herkes kurallara uymalı. Yoksa enayi siz olursunuz… ve o enayi, çoğu zaman sadece gülümser, sabreder, yoluna devam eder.
“Kurallara uyan enayi mi? Belki… Ama en azından vicdanı rahat olan o!”
Sağlıklı kalın…





“Maalesef Türkiye’de trafik, kuralların değil sabrın testi gibi… ????