İnsanları tanıdıkça anlıyorsun; Nuh neden gemiye hayvanları doldurmuş.
Her yaratığın bir düzeni vardır, kendi içgüdüsü, kendi sınırı. Ama insanlar… İnsanlar bazen fırtınayı beraberinde getirir. Ve işte tam bu noktada hayat, bize küçük ama acı dersler verir.
Mesela, yıllarca güvenip yanında taşıdığın bir dost…
Bir gün, senin iyi niyetini fırsata çevirdiğinde anlıyorsun ki, Nuh’un gemisindeki kurallar aslında insanlar için de geçerliymiş. Herkes gemine alınmaz, herkes aynı suda yüzemez. Bazıları suya düşer, bazıları yüzeye çıkar.
İyi niyet gösterirsin, yardım edersin, insanları dinlersin. Ama bazıları için bu sadece senin zayıflığın, fırsatın ta kendisidir.
Dost sandıkların, maskeleriyle gülümserken arkandan iş çevirir; düşman sandıkların ise başını okşayacak kadar şakacı ve masumdur. Hayat işte böyledir; affetmek kolaydır, ama sınır koymayı bilmek ve doğru gemiye alacaklarını seçmek gerçek zekâdır.
Ve tabi ki espiriler de yok değil:
Bir gün bir arkadaş, “Ben gemine aldığım her insanı test ettim, suya düşmeyenler kaldı,” demişti. Gülmekten kendimi tutamadım ama içten içe haklıydı. Bazıları gerçekten fırtınada yüzmeyi bilmez; sadece gemiyi sallayıp seni suda bırakır.
Nuh’un gemisi sadece hayvanları kurtarmak için yapılmamıştı; bize doğru seçim yapmayı, güvenilecek insanı ayırt etmeyi ve fırtınada kimle yola devam edeceğimizi öğretmek için de oradaydı. İnsanları tanıdıkça ders al, gülerken öğren, affederken düşün. Gemine alacaklarını iyi seç, çünkü fırtınada yüzmeye çalışmak isteyenlerle değil, yol arkadaşın olacaklarla yola devam etmelisin.
Unutma: Geminde fazla misafir varsa, dalgalar seni değil, onlar seni götürür…
Sağlıklı kalın…




