Gazetecilik ve yazarlık; yalnızca kâğıdı doldurmak değil, vicdanın sesini toplumun huzuruna çıkarmaktır. Gerçek kalem sahibi; rüzgârın estiği yöne göre yelken açan değil, fırtınaya rağmen hakikatin rotasını çizebilen insandır.Eğer bir gazeteci ya da yazar; belediyelerin imkânlarına, derneklerin desteğine, birilerinin ihsanına göre cümle kuruyorsa, artık fikir işçisi değil, kelime tüccarıdır.Zaman zaman kapalı kapılar ardında fısıldaşanlar çıkıyor:
“Bunu yazmaya ne gerek vardı?”
“Acaba bizi mi kastetti?”
Benim cevabım nettir:Derdiniz hakikat değilse, benimle yolunuz hiçbir zaman kesişmez.Çünkü düşüncesini özgürce dile getirenlerden rahatsız olanlar, genellikle karanlıktan beslenen ve gerçeklerin gün yüzüne çıkmasından korkanlardır.Bağımsızlık, yalnızca bir kavram değil; karakter meselesidir.Ben ne bir belediyenin halkla ilişkiler memuruyum, ne bir derneğin vitrin süsü, ne de herhangi bir yapının maaşlı kalemi…
Bu yüzden kendi mecramda, kendi irademle yazdığım tek bir kelimeye bile kimsenin ayar verme hakkı yoktur.Kimseden icazet almam.
Hiçbir “abi” figürüne biat etmem.Eğer bir cümle kurmuşsam; o cümlenin bir adresi, bir sebebi ve mutlaka toplumsal bir karşılığı vardır.Makamlar geçicidir, doğrular kalıcıdır.Bugüne kadar belediye başkanlarını da eleştirdim, dernek yönetimlerini de yazdım, dokunulmaz sanılan isimlerin yanlışlarını da yüzlerine söyledim. Çünkü benim gözümde hiçbir makamın ihtişamı, hakikatin çıplak gerçeğinden daha değerli değildir.Belediyelerin imkânlarını şahsi ikbaline dönüştürenlere…
Dernek çatısı altında küçük saltanatlar kuranlara…
Koltuk görünce omurgasını vestiyere bırakanlara benzemedim.Bundan sonra da benzemeyeceğim.Belediyelere çöreklenmiş, derneklerde köşe başlarını tutmuş, kamu gücüyle kendilerine sahte cennetler kurmuş insanlar bana ne yapabilir?Korkuyla yaşayanların anlayamayacağı tek bir gerçek vardır:
Hür insanın kaybedecek zinciri yoktur.Sözüm nettir.
Duruşum kimliğimdir.Ben; rüzgâr tersine dönünce “etkin pişmanlık” kuyruğuna girenlerden değilim.
Dün neyi savunduysam, bugün de aynı yerde duruyorum.Çünkü şahsiyet sahibi insanın en büyük serveti; cebindeki para değil, sözü ile duruşu arasındaki o bozulmaz dengedir.Kalemimi ne bir ihale uğruna satarım, ne de bir makam vaadi karşılığında sustururum.Hakikatten korkanlar susabilir…
Ben yazmaya, eleştirmeye ve ayna tutmaya devam edeceğim…Sağlıklı kalın...
“Bunu yazmaya ne gerek vardı?”
“Acaba bizi mi kastetti?”
Benim cevabım nettir:Derdiniz hakikat değilse, benimle yolunuz hiçbir zaman kesişmez.Çünkü düşüncesini özgürce dile getirenlerden rahatsız olanlar, genellikle karanlıktan beslenen ve gerçeklerin gün yüzüne çıkmasından korkanlardır.Bağımsızlık, yalnızca bir kavram değil; karakter meselesidir.Ben ne bir belediyenin halkla ilişkiler memuruyum, ne bir derneğin vitrin süsü, ne de herhangi bir yapının maaşlı kalemi…
Bu yüzden kendi mecramda, kendi irademle yazdığım tek bir kelimeye bile kimsenin ayar verme hakkı yoktur.Kimseden icazet almam.
Hiçbir “abi” figürüne biat etmem.Eğer bir cümle kurmuşsam; o cümlenin bir adresi, bir sebebi ve mutlaka toplumsal bir karşılığı vardır.Makamlar geçicidir, doğrular kalıcıdır.Bugüne kadar belediye başkanlarını da eleştirdim, dernek yönetimlerini de yazdım, dokunulmaz sanılan isimlerin yanlışlarını da yüzlerine söyledim. Çünkü benim gözümde hiçbir makamın ihtişamı, hakikatin çıplak gerçeğinden daha değerli değildir.Belediyelerin imkânlarını şahsi ikbaline dönüştürenlere…
Dernek çatısı altında küçük saltanatlar kuranlara…
Koltuk görünce omurgasını vestiyere bırakanlara benzemedim.Bundan sonra da benzemeyeceğim.Belediyelere çöreklenmiş, derneklerde köşe başlarını tutmuş, kamu gücüyle kendilerine sahte cennetler kurmuş insanlar bana ne yapabilir?Korkuyla yaşayanların anlayamayacağı tek bir gerçek vardır:
Hür insanın kaybedecek zinciri yoktur.Sözüm nettir.
Duruşum kimliğimdir.Ben; rüzgâr tersine dönünce “etkin pişmanlık” kuyruğuna girenlerden değilim.
Dün neyi savunduysam, bugün de aynı yerde duruyorum.Çünkü şahsiyet sahibi insanın en büyük serveti; cebindeki para değil, sözü ile duruşu arasındaki o bozulmaz dengedir.Kalemimi ne bir ihale uğruna satarım, ne de bir makam vaadi karşılığında sustururum.Hakikatten korkanlar susabilir…
Ben yazmaya, eleştirmeye ve ayna tutmaya devam edeceğim…Sağlıklı kalın...









