“Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış” derler…
Eskiler boşuna söylememiş. İnsan, ne kadar saklarsa saklasın, bir yerden sonra kendi kokusunu ele verir.Ama kabul edelim…
O eski zamanlar geride kaldı.Şimdi öyle bir çağdayız ki;
bazı insanların foyası kırk gün değil, iki günde ortaya çıkıyor.
Hatta abartmayalım…
İki saat bile sürmüyor.Çünkü artık kimse sabırlı değil.
Ne rol yapmaya tahammül var, ne de maskeyi uzun süre taşımaya güç…Eskiden insanlar kusurlarını örterdi,
şimdi ise kusurunu gizlemeye bile gerek duymuyor.
Doğruyu eğip bükmek, gerçeği yarım anlatmak,
hatta olmayanı varmış gibi göstermek…
Bir maharet gibi sunuluyor.Ama unutulan bir şey var:
Koku gizlenmez.İstersen en pahalı parfümü sık,
istersen üstünü başını değiştir,
istersen sözlerini süsle…
Eğer iç bozulmuşsa, o koku bir yerden sızar.Ve en kötüsü de ne biliyor musun dostum?
Kokunun sahibinden önce, etrafındakiler fark eder.İşte o zaman başlar fısıltılar…
Ardından şüphe…
Sonra da güvenin sessizce çekip gitmesi.İnsan bir kere güven kaybetti mi,
ne sözü kıymetlidir artık, ne de yüzü.Onun için mesele sarımsak değil…
Mesele insanın kendisidir.Kimisi vardır,
yıllarca kendini saklar…
Ama bir gün gelir, gerçek yüzüyle tanışırsın.Kimisi de vardır,
daha ilk adımda ele verir kendini.
Ne olduğunu anlamak için uzun zamana gerek kalmaz.Eskiler “kırk gün” demiş…
Biz bugünün dilini koyalım:Bazı yüzler var ki, daha düğün bitmeden kokmaya başlıyor.Ve hayatın en büyük terazisi de şudur:
Zaman…Çünkü zaman,
ne kokuyu saklar,
ne de gerçeği.Sağlıklı kalın…
Eskiler boşuna söylememiş. İnsan, ne kadar saklarsa saklasın, bir yerden sonra kendi kokusunu ele verir.Ama kabul edelim…
O eski zamanlar geride kaldı.Şimdi öyle bir çağdayız ki;
bazı insanların foyası kırk gün değil, iki günde ortaya çıkıyor.
Hatta abartmayalım…
İki saat bile sürmüyor.Çünkü artık kimse sabırlı değil.
Ne rol yapmaya tahammül var, ne de maskeyi uzun süre taşımaya güç…Eskiden insanlar kusurlarını örterdi,
şimdi ise kusurunu gizlemeye bile gerek duymuyor.
Doğruyu eğip bükmek, gerçeği yarım anlatmak,
hatta olmayanı varmış gibi göstermek…
Bir maharet gibi sunuluyor.Ama unutulan bir şey var:
Koku gizlenmez.İstersen en pahalı parfümü sık,
istersen üstünü başını değiştir,
istersen sözlerini süsle…
Eğer iç bozulmuşsa, o koku bir yerden sızar.Ve en kötüsü de ne biliyor musun dostum?
Kokunun sahibinden önce, etrafındakiler fark eder.İşte o zaman başlar fısıltılar…
Ardından şüphe…
Sonra da güvenin sessizce çekip gitmesi.İnsan bir kere güven kaybetti mi,
ne sözü kıymetlidir artık, ne de yüzü.Onun için mesele sarımsak değil…
Mesele insanın kendisidir.Kimisi vardır,
yıllarca kendini saklar…
Ama bir gün gelir, gerçek yüzüyle tanışırsın.Kimisi de vardır,
daha ilk adımda ele verir kendini.
Ne olduğunu anlamak için uzun zamana gerek kalmaz.Eskiler “kırk gün” demiş…
Biz bugünün dilini koyalım:Bazı yüzler var ki, daha düğün bitmeden kokmaya başlıyor.Ve hayatın en büyük terazisi de şudur:
Zaman…Çünkü zaman,
ne kokuyu saklar,
ne de gerçeği.Sağlıklı kalın…









