İtirazım var;
emeği bedel ödeyerek verenlerle,
emeğin içine edenlerin
aynı kaderde buluşturulmasına.İtirazım var;
cebinde jetonla ankesörlü telefon arayanla,
cebinde akıllı telefonla masa başında oturanın
aynı gazeteci sayılmasına.Çünkü bu meslek,
bir zamanlar sokakta yapılırdı.Hürriyet Gazetesi’nin sahibi Erol Simavi,
cebinde dört beş jetonu olmayan muhabirin
işine son verirdi.
Neden mi?
Haber merkezine, ankesörlü telefondan
haber geçebilsin diye.Gazetecilik o günlerde
masa başında beklemek değil,
olayın ortasında olmak demekti.
Jeton, muhabirin kimliğiydi.
Ankesörlü telefon,
haber merkezine açılan tek kapıydı.İtirazım var;
hata yaptığında meslekten silinenlerle,
yanlış yaptığında silip geçenlerin
aynı kefeye konulmasına.O zamanlar gazetecilik;
sorumluluk isterdi,
refleks isterdi,
bedel isterdi.Bugün “gazetecilik” adıyla sunulan şeyin
çoğu zaman sadece bir gürültüye dönüşmesine
itirazım var.Ben bu mesleği yaşadım.
Terini de ödedim,
bedelini de.Ve bunu açıkça söylüyorum:
Emeğin içine edenlerle
birlikte sayılmaya itirazım var.Bu bir öfke değil dostum…
Bu, tanıklık.
Bu, kayıt.
Bu, son söz değil
ama net bir duruş...
emeği bedel ödeyerek verenlerle,
emeğin içine edenlerin
aynı kaderde buluşturulmasına.İtirazım var;
cebinde jetonla ankesörlü telefon arayanla,
cebinde akıllı telefonla masa başında oturanın
aynı gazeteci sayılmasına.Çünkü bu meslek,
bir zamanlar sokakta yapılırdı.Hürriyet Gazetesi’nin sahibi Erol Simavi,
cebinde dört beş jetonu olmayan muhabirin
işine son verirdi.
Neden mi?
Haber merkezine, ankesörlü telefondan
haber geçebilsin diye.Gazetecilik o günlerde
masa başında beklemek değil,
olayın ortasında olmak demekti.
Jeton, muhabirin kimliğiydi.
Ankesörlü telefon,
haber merkezine açılan tek kapıydı.İtirazım var;
hata yaptığında meslekten silinenlerle,
yanlış yaptığında silip geçenlerin
aynı kefeye konulmasına.O zamanlar gazetecilik;
sorumluluk isterdi,
refleks isterdi,
bedel isterdi.Bugün “gazetecilik” adıyla sunulan şeyin
çoğu zaman sadece bir gürültüye dönüşmesine
itirazım var.Ben bu mesleği yaşadım.
Terini de ödedim,
bedelini de.Ve bunu açıkça söylüyorum:
Emeğin içine edenlerle
birlikte sayılmaya itirazım var.Bu bir öfke değil dostum…
Bu, tanıklık.
Bu, kayıt.
Bu, son söz değil
ama net bir duruş...









