Kabul edelim…
Kimse tertemiz değil artık.
Ne sokaklar, ne ekranlar, ne dilimiz, ne de suskunluğumuz.Kirlenme sadece yere atılan çöple başlamıyor.
Bazen görüp de görmezden gelmekle,
bazen “bana dokunmayan yılan” kolaycılığıyla,
bazen de hakikati eğip bükerek başlıyor.En tehlikeli kirlilik ise şudur:
Aklın kirlenmesi.Bugün bağıran çok, düşünen az.
Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor.
Herkes haklı, ama ortada adalet yok.Ekranlar kirli.
Sözler kirli.
Niyetler kirli.Ve biz…
Biz de bu kirliliğin içinde yaşıyoruz.
Kaçınılmaz olarak bulaşıyoruz.Ama burada bir ayrım var:
Kirlenmek başka, kirliliği normalleştirmek başka.Yanlışı görüp susmak,
yalanı bilip kabullenmek,
adaletsizliği “şimdi sırası mı” diyerek ertelemek…
İşte kirlilik tam burada koyulaşıyor.Bir zamanlar utanılan şeyler,
bugün marifet sayılıyor.
Bir zamanlar yüz kızartanlar,
bugün alkışlanıyor.Bu bir çürümedir.
Ve çürüme gürültüyle değil,
alışarak olur.İnsan alıştığı her şeye benzer.
Kirliliğe alışan da,
bir süre sonra kokusunu almaz olur.Peki itiraz edenler neden yalnız kalır?Çünkü itiraz, konforu bozar.
Çünkü itiraz eden, düzeni değil;
alışkanlıkları rahatsız eder.Çoğu insan kötülüğü savunmaz.
Ama karşısında duracak cesareti de göstermez.
Sessizlik, kötülüğün en sadık müttefiki olur.“Zamanı değil”,
“Şimdi sırası mı?”,
“Biraz sakin ol”…Bu cümleler masum değildir.
Bunlar kirliliğin beyaz eldivenleridir.Tarihte hiçbir yanlış,
doğru zamanı bekleyerek düzelmedi.
Hiçbir çürüme,
susularak durmadı.İtiraz eden aynayı tutar.
Aynayı ise kimse sevmez.Temizlik mümkün mü?Evet.
Ama zordur.Çünkü temizlik,
önce insanın kendi mahallesine susmamasıyla başlar.
Kendi tarafına torpil geçmemekle,
yanlışa “ama” eklememekle başlar.Toplumlar,
kötüler yüzünden değil;
iyiler yorulduğu için çöker.Biz yorulduk.
Ama vazgeçersek,
geriye anlatacak bir şey de kalmaz.Ve en sonda şunu söylemek gerekir:Kirlenmek kolaydır.
Temiz kalmak ise bir tercihtir.Bedeli vardır.
Yalnızlığı vardır.
Ama onuru da vardır.Düzen, kaosla yıkılır;
millet, akılla ayakta kalır.Evet…
Hepimiz kirliyiz.
Ama temiz kalmak hâlâ mümkün.
Ve bu yol,
herkesin değil;
cesaret edenlerin yoludur.Sağlıklı kalın...
Kimse tertemiz değil artık.
Ne sokaklar, ne ekranlar, ne dilimiz, ne de suskunluğumuz.Kirlenme sadece yere atılan çöple başlamıyor.
Bazen görüp de görmezden gelmekle,
bazen “bana dokunmayan yılan” kolaycılığıyla,
bazen de hakikati eğip bükerek başlıyor.En tehlikeli kirlilik ise şudur:
Aklın kirlenmesi.Bugün bağıran çok, düşünen az.
Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor.
Herkes haklı, ama ortada adalet yok.Ekranlar kirli.
Sözler kirli.
Niyetler kirli.Ve biz…
Biz de bu kirliliğin içinde yaşıyoruz.
Kaçınılmaz olarak bulaşıyoruz.Ama burada bir ayrım var:
Kirlenmek başka, kirliliği normalleştirmek başka.Yanlışı görüp susmak,
yalanı bilip kabullenmek,
adaletsizliği “şimdi sırası mı” diyerek ertelemek…
İşte kirlilik tam burada koyulaşıyor.Bir zamanlar utanılan şeyler,
bugün marifet sayılıyor.
Bir zamanlar yüz kızartanlar,
bugün alkışlanıyor.Bu bir çürümedir.
Ve çürüme gürültüyle değil,
alışarak olur.İnsan alıştığı her şeye benzer.
Kirliliğe alışan da,
bir süre sonra kokusunu almaz olur.Peki itiraz edenler neden yalnız kalır?Çünkü itiraz, konforu bozar.
Çünkü itiraz eden, düzeni değil;
alışkanlıkları rahatsız eder.Çoğu insan kötülüğü savunmaz.
Ama karşısında duracak cesareti de göstermez.
Sessizlik, kötülüğün en sadık müttefiki olur.“Zamanı değil”,
“Şimdi sırası mı?”,
“Biraz sakin ol”…Bu cümleler masum değildir.
Bunlar kirliliğin beyaz eldivenleridir.Tarihte hiçbir yanlış,
doğru zamanı bekleyerek düzelmedi.
Hiçbir çürüme,
susularak durmadı.İtiraz eden aynayı tutar.
Aynayı ise kimse sevmez.Temizlik mümkün mü?Evet.
Ama zordur.Çünkü temizlik,
önce insanın kendi mahallesine susmamasıyla başlar.
Kendi tarafına torpil geçmemekle,
yanlışa “ama” eklememekle başlar.Toplumlar,
kötüler yüzünden değil;
iyiler yorulduğu için çöker.Biz yorulduk.
Ama vazgeçersek,
geriye anlatacak bir şey de kalmaz.Ve en sonda şunu söylemek gerekir:Kirlenmek kolaydır.
Temiz kalmak ise bir tercihtir.Bedeli vardır.
Yalnızlığı vardır.
Ama onuru da vardır.Düzen, kaosla yıkılır;
millet, akılla ayakta kalır.Evet…
Hepimiz kirliyiz.
Ama temiz kalmak hâlâ mümkün.
Ve bu yol,
herkesin değil;
cesaret edenlerin yoludur.Sağlıklı kalın...







