Toplumu Yeni Bir Virüs Sardı "Karalama"

İnsanlar kendini temize çıkarmak için başkasını kirletiyor... Sosyal medyadan sokak dedikodusuna kadar uzanan yeni salgının adı 'karalama.' İftira, yaftalama ve itibarsızlaştırma, toplumun vicdanını kemiren görünmez bir virüse dönüştü.

Bir hastalık dolaşıyor toplumun damarlarında.
Adı: Karalama.
Bulaşıcı. Hızlı yayılıyor. Tedavisi ise neredeyse yok.

Eskiden insanlar eleştirirdi.
Şimdi ise doğrudan vuruyor.
Araştırmadan, dinlemeden, anlamadan…
Bir cümle, bir paylaşım, bir iftira…
Ve arkası çorap söküğü gibi geliyor.

Karalama artık bir savunma refleksi oldu.
İnsanlar kendini aklamak için başkasını kirletiyor.
Kendi karanlığını gizlemek için başkasının üstüne çamur atıyor.
Oysa bilmezler ki, çamur atan en çok kendi elini kirletir.

Bizim “Hepimiz Kirliyiz” dediğimiz tam da bu.
Her geçen gün biraz daha kirleniyoruz.
Ama en tehlikelisi şu:
Kirlenmek utanılacak bir şey olmaktan çıktı.
Temiz kalmak ise neredeyse suç gibi gösteriliyor.

“Ar, namus, onur” diyenler küçümseniyor.
Vicdanlı olanlar saf yerine konuyor.
İftira atan cesur,
karalayan zeki,
dürüst olan ise enayi sayılıyor.

Bu düzen tersine dönmüş bir aynadır.
Aynaya bakan kendini değil, başkasının lekesini görür.
Kendi gömleğindeki kiri fark etmez.
Çünkü başkasını kirletmek,
insana geçici bir temizlik hissi verir.

Ama gerçek şudur:
Karalama insanı temize çıkarmaz.
Aksine, çürümenin belgesidir.
Toplum, karalamayı normalleştirdikçe
namuslu olmak daha zor,
ama daha onurlu hale gelir.

Bugün belki karalayanlar çoğunlukta.
Ama tarih hep şunu yazmıştır:
Çamur atanlar unutulur,
dik duranlar iz bırakır.

Ve şunu unutmayalım:
İnsan başkasını ne kadar karalarsa karalasın,
kendi vicdanından asla kaçamaz.

Sağlıklı kalın...