On Parmağında On Marifet
Bir mahallede her şeyi bilen bir muhtar varsa, orada işler genelde karışık demektir.
Çünkü bizim bazı muhtarlar, sadece nüfus cüzdanı vermekle kalmaz; biraz mimar, biraz müteahhit, biraz emlakçı, biraz da belediye danışmanı kesilir. On parmağında on marifet, ama hiçbiri kendi göreviyle tam uyuşmaz!
Oysa muhtarın işi bellidir:
Mahallelinin sesi olmak, sorunlarını belediyeye ve ilgili kurumlara aktarmak, halka rehberlik etmektir.
Ama ne yazık ki bazıları, bu görevi “her işe karışma yetkisi” sanıyor.
Kimine göre kaldırım taşını o döşer, kimine göre ihaleyi o yönlendirir.
Bazıları da işi abartıp, belediyede masa kurar, dosya taşır, resmi görevlilerle adeta ortak çalışır.
Halkın güvenini almış olmanın verdiği yetkiyi, “ben de bu işin içindeyim” havasına çevirir.
Unutmayalım: Muhtar, devletin temsilcisidir; ama devletin yerine geçen kişi değildir.
Görev sınırlarını aşmak, kamu düzenini bozar, hatta bazen suistimale kadar gider.
Bu yüzden “her işe el atan” değil, “herkese el uzatan” muhtar gerekir.
Bazı muhtarlarımız gerçekten örnek alınacak kadar gayretli ve özverili.
Ama bazıları da öyle bir rol karmasına girmiş ki, hem muhtar, hem müteahhit, hem de danışman olmuş…
İşte o zaman işler çığrından çıkıyor.
Son söz:
Muhtarın on parmağında on marifet olabilir, ama o marifetlerin hangisi halka hizmet, hangisi kişisel çıkar — orası çok önemli!
“Muhtarlık hizmettir, meslek değil.”
ya da
“El becerisi değil, halk becerisi lazım!”
Sağlıklı kalın…