Madımak'ın Ateşi Hâlâ Sönmedi!

Sivas'ta Madımak Oteli'nde yakılarak katledilen 35 canı saygı, sevgi veözlemle anıyoruz. Unutmadık, unutmyacağız... "Bu ülkeye barışı, kardeşliği ve adaleti bir gün mutlaka getireceıiz..."

Takvimler 2 Temmuz'u gösteriyor...

Aradan tam 33 yıl geçti.

Yıllar geçti ama acılar takvim yapraklarında eskimiyor. Bazı olaylar vardır ki üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, toplumun ortak vicdanında ilk günkü sıcaklığını korur. Sivas'ta Madımak Oteli'nde yaşanan facia da bunlardan biridir.

2 Temmuz 1993'te, Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas'ta bulunan çok sayıda yazar, ozan, sanatçı ve aydın, kaldıkları Madımak Oteli'nde çıkan yangında hayatını kaybetti. O gün yalnızca insanlar değil; umutlar, dostluklar ve ortak yaşama inancı da ağır yara aldı.

Hayatını kaybeden 35 insanın her biri; geride ailesini, dostlarını, yarım kalan hayallerini ve eserlerini bıraktı. Acıları ise yalnızca yakınlarının değil, bütün ülkenin ortak acısı oldu.

Toplumlar, geçmişte yaşanan acıları unutarak değil; onları doğru hatırlayarak güçlenir. Çünkü hafıza, geleceğin en önemli öğretmenidir. Aynı acıların bir daha yaşanmaması için geçmişten ders çıkarmak gerekir.

Bugün Madımak'ı anarken öfkeyi değil sağduyuyu, ayrışmayı değil birlikteliği, kini değil insan sevgisini büyütmek zorundayız. Farklı düşünceler, farklı inançlar ve farklı yaşam biçimleri bir toplumun zenginliğidir. Bu zenginliği korumanın yolu ise karşılıklı saygıdan ve hukukun üstünlüğünden geçer.

33 yıl önce yitirdiğimiz canları rahmet ve saygıyla anıyoruz.

Madımak'ın ateşi, aslında vicdanlarımızda yanmaya devam ediyor.

Dileğimiz; bir daha hiçbir annenin evladını, hiçbir evladın babasını, hiçbir insanın da düşüncesi ya da kimliği nedeniyle hayattan koparılmadığı bir Türkiye'dir.

Çünkü insan hayatı, her türlü tartışmanın üzerindedir.

Unutulmayan acılar, geleceğe bırakılmış en büyük sorumluluklardır.

Sağlıklı kalın…