Kıbrıs'ın Hatırlanmayan Komutanı
Tarih garip bir şeydir. Bazı isimleri altın harflerle yazar… Bazı isimleri ise satır aralarında bırakır.
PAŞA YÜRÜRKEN YER SALLANIRDI
Uzun boylu, heybetli bir adamdı. Karargâhta yürüdüğü zaman gerçekten yer sallanıyormuş gibi hissederdiniz. Sert görünüşünün arkasında askerini koruyan bir komutan vardı.
“YA EMRİ VERİRSİNİZ YA DA BEN KAYIKLA GİDERİM”
Anlatılanlara göre kritik günlerde, Ankara’daki Esenboğa Havalimanı’nda yapılan görüşmede dönemin başbakan yardımcısına şöyle seslenmişti:
“Sayın Başbakan… Yarın Kıbrıs diye bir yer olmayabilir. Kaybedecek bir saniyemiz bile yok. Ya bu gece emri verirsiniz… ya da ben bir kayığa biner Kıbrıs’a giderim.”
TARİH ONU AZ YAZDI
Bugün Kıbrıs Harekâtı konuşulurken çoğu kişi dönemin başbakanı Bülent Ecevit’i, kimi de başbakan yardımcısı Necmettin Erbakan’ı hatırlar.
Ama o günlerde Türk ordusunun başında bulunan komutanın adı çoğu zaman geri planda kalır.
KOMUTANIMI UNUTMADIM
1971–1973 yılları arasında askerlik görevimi
Konya’da, 2. Ordu Karargâhı Grup Komutanlığı matbaasında yaptım.
Yani o yıllarda ben de Mehmet Semih Sancar’ın askerlerinden biriydim.
Uzun boylu, heybetli bir adamdı.
Vallahi yürüdüğü zaman yer sallanırdı.
Karargâhta adını duyduğunuzda herkes toparlanırdı.
Ama sert görünüşünün arkasında askeri seven bir komutan vardı.
Bunu bizzat yaşadığım bir olayda gördüm.
Askerde bilirsiniz…
Çok şey yasaktır.
Bir akşam karargâhta bir arkadaşımla canımız içki istedi.
Duvardan atlayıp dışarı çıktık.
Bir marketten içki aldık.
Tam geri dönerken askeri inzibat bizi yakaladı.
Doğruca karakola götürdüler.
Meğer o gece karargâhta firarımız verilmiş.
Sabaha karşı inzibat karakolunun kafesinden çıkarıp bizi tekrar birliğimiz olan karargâha gönderdiler.
Disiplin astsubayı bizi görünce sinirlendi.
Dövmeye kalktı.
Ben de kendimi dövdürmedim ama.
O günden sonra bana fena halde gıcık oldu.
Aradan zaman geçti.
Bu sırada Kıbrıs değiştirme birliği Konya’ya gelmişti.
O astsubay bizi o birliğin içine katıp sürgün gibi gönderdi.
Ama olayın bir tarafı daha vardı.
Bizi gönderirken komutanın onayı yoktu.
Yaklaşık altı ay sonra durum ortaya çıktı.
Ve o zaman Paşa devreye girdi.
M. Semih Sancar bizi tekrar eski görevimize geri getirdi.
Bu sefer o astsubayı başka bir yere gönderdiler.
Yani sürgüne giden biz değil…
o oldu.
İşte o gün anladım ki iyi komutan sadece emir veren değil…
Adaletli olandır.
ASKER KOMUTANINI UNUTMAZ
Aradan yarım asırdan fazla zaman geçti.
Bugün hâlâ Kıbrıs Harekâtı konuşuluyor.
Ama bazı komutanlar vardır…
Onları tarih değil,
askerleri yaşatır.
Ben de bugün bu Pazar Sohbeti’nde
komutanım Mehmet Semih Sancar’ı
saygıyla anmak istedim.
Unutulmasın diye.
Sağlıklı kalın…