Ekranın Dili, Duruşun Sözü
Yerel medya, bir kentin aynasıdır. Bu aynaya çıkan her gazeteci, sadece haber sunmaz; duruşuyla, mimikleriyle, sesiyle ve davranışlarıyla kendini de izleyiciye anlatır. Çünkü habercilik, kelimelerin ötesinde; beden dili, üslup ve ciddiyetle yapılan bir meslektir.
Ancak son zamanlarda bazı yerel yayınlarda tuhaf bir tablo hâkim.
Haber anlatmak yerine kameraya cilve yapanlar…
Mikrofonu eline alır almaz sahne oyuncusu kesilenler…
El kol hareketleriyle ekranda “sunucu şovu” yapanlar…
Sanki haber değil, kendi ego gösterilerini sunuyorlar.
İzleyici de doğal olarak soruyor:
“Bu arkadaş haberi mi anlatıyor, yoksa kendine tribün mü yapıyor?”
Gazetecilik tevazu ister.
Sunuculuk eğitim ister.
Ekrana çıkmak ise büyük bir sorumluluk ister.
Kusura bakmasınlar ama mikrofonu eline alan herkes sunucu olmaz.
Ciddiyetsiz jestler, abartılı mimikler, kontrolsüz bir sunum dili; haberi gölgeler, izleyicinin dikkatini dağıtır, mesleğin ağırlığını hafifletir.
Bu görüntüler yerel medya değil, kaldırım sohbeti havası veriyor.
Ve şunu herkes aklına mıh gibi çaksın:
Biz komedi filmi çekmiyoruz; kamuoyunu bilgilendiriyoruz.
Bu iş şakaya gelmez. Haber sunmak, seyirlik bir gösteri değil; ciddiyetin, disiplinin ve saygının işidir.
Diksiyon bilmeyen, nefes kontrolü olmayan, vurgu ve tonlama nedir anlamayan hiç kimse “Ben sunucuyum” diye ortaya çıkmasın.
Ekran ego parlatma makinesi değildir.
Ekrana yakışmak, ekrana çıkmaktan çok daha zordur.
Bizim temennimiz nettir:
Haberi yarışa sokmayan, habere hizmet eden bir medya anlayışı…
Gösteriyi değil, bilgiyi öne çıkaran bir sunuculuk…
Ve izleyicinin karşısında “ben” değil, “işim” diyen bir duruş…
Unutulmasın:
Ekran çok şey söyler; ama doğruyu söylemesini sağlayan, ekrana çıkan kişinin yüzü değil, samimiyetidir.
Yazarın Notu:
Yarım asrı aşan gazetecilik yolculuğumda gördüm ki ekranın ağırlığı kelimelerde değil; sunanın karakterindedir. Mesleğe saygısı olmayanın habere katkısı olmaz.
Sağlıklı kalın…