10. Vedat Günyol Deneme Ödülleri Sahiplerini Buldu

'Kalem ödülle değil, okurla büyür… Kartal'da verilen ödüller, edebiyatın sokağa inmesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı.'

Türk edebiyatının usta kalemlerinden Vedat Günyol’un anısını yaşatmak ve deneme türünü yeni kuşaklara aktarmak amacıyla Kartal Belediyesi tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenen Vedat Günyol Deneme Ödülleri, anlamlı bir törenle sahiplerini buldu.

Edebiyatın düşünceyle buluştuğu bu özel gece; Türkiye Yazarlar Sendikası, Türkiye PEN Yazarlar Derneği, Cumhuriyet Gazetesi ve İstanbul Atatürk Lisesi Mezunları Vakfı’nın katkılarıyla gerçekleştirildi.

Kartal’daki Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa; Kartal Belediye Başkanvekili Olcay Özgön, başkan yardımcıları ve edebiyatseverler katıldı.

“Bir kalem, bir düşünce, bir duruş…”

Törende konuşan Başkanvekili Olcay Özgön, Vedat Günyol’un yalnızca bir yazar değil, aynı zamanda bir düşünce insanı olduğunu vurguladı.

“Onun kalemi; aklın, özgür düşüncenin ve Cumhuriyet değerlerinin sesi olmuştur” diyen Özgön, genç kuşakların bu mirası sahiplenmesinin önemine dikkat çekti.

Konuşmasında yakın zamanda kaybedilen değerli isimleri de anarak, kültürel mirasa sahip çıkmanın bir sorumluluk olduğunu ifade etti.

Ödüller sahiplerini buldu

Seçici kurulun değerlendirmesi sonucunda 2025 yılı ödülleri şu isimlere verildi:

Vedat Günyol Deneme Ödülü: Altay Ömer Erdoğan – Gölgenin Rüyası

Seçici Kurul Özel Ödülü: Hidayet Sayın – (S)EMPATİ

Genç Deneme Yazarı Ödülü: Samet Polat – Aidatını Ödediğimiz Cehennem

Ödüller, törene katılan yöneticiler tarafından takdim edildi.

Edebiyatın sesi sahneden yükseldi

Program, Ruhi Su Dostlar Korosu’nun verdiği konserle sona erdi. Gece boyunca deneme türünün düşünce dünyasındaki yeri ve edebiyatın toplumsal hafızadaki rolü bir kez daha hatırlatıldı.

Ancak her güzel etkinlik gibi bu tür organizasyonların da sadece salonlarda kalmaması, daha geniş kitlelere ulaşması gerektiği gerçeği bir kez daha akıllara geldi. Çünkü edebiyat, yalnızca ödül alanların değil; okuyan, düşünen ve sorgulayan herkesin ortak zeminidir.

Vedat Günyol’un mirası, işte tam da bu yüzden, yalnızca anılmakla değil yaşatılmakla anlam kazanır.