Gazetecilik;
kolay meslek değildir,
rahat iş hiç değildir.Bu mesleğin mayasında
uykusuzluk,
yalnızlık,
baskı
ve çoğu zaman da sessizlik vardır.Ve bu mesleğin vicdanında
Hasan Tahsin durur.15 Mayıs 1919 sabahı,
kalemin sustuğu yerde
o bir gazeteci olarak konuştu.
İlk kurşunu sıktığında,
aslında “gazeteci susmaz” dedi.Hasan Tahsin’in mirası,
bugün masa başında haber kovalayan,
sokakta fotoğraf çeken,
tehdit alan,
dava açılan,
ama yine de yazan
tüm gazetecilerin omuzlarındadır.10 Ocak,
çiçekle, pasta ile, mesajla geçiştirilecek bir gün değildir.
10 Ocak,
hatırlatma günüdür.Basın özgür değilse,
toplum da özgür değildir.Kalem korkarsa,
hakikat yetim kalır.Bugün çalışan gazetecilerin çoğu
asgari ücretle,
sigortasız,
güvencesiz,
ama hâlâ direnerek çalışıyor.Yine de yazıyorlar.
Çünkü bu meslek,
bırakıldığında değil,
satıldığında biter.10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü;
Hasan Tahsin’in cesaretine,
kalemini namus bilenlere,
haber için sokağa çıkanlara
kutlu olsun.Kaleminiz kırılmasın.
Vicdanınız susmasın.Herkes kuru kuruya “âmin” diyorama kimse o âminin nereden geldiğini sormuyor.Geçmişten gelen o ses rahatsız ediyor çünkü.
Hasan Tahsin’in sesi rahat kaçırır,
vicdanı dürter,
koltuğu sallandırır.Bugün “Basın özgürdür” demek kolay.
Zor olan, o sözü hak edecek yerde durmak.Bir çelenk koyup fotoğraf vermek kolay,
zor olan o çelengin neden oraya konduğunu hatırlamak.Hasan Tahsin’i anmak;
sadece adını söylemek değil,
onun cesaretini bugüne taşımaktır.“Âmin” demekle yetinmeyip “Neden?” diye soruyorsun.Bu yazı,
10 Ocak mesajı değil;
gazeteciliğe ayna.Ve herkes aynaya bakmayı sevmez.Sağlıklı kalın…
kolay meslek değildir,
rahat iş hiç değildir.Bu mesleğin mayasında
uykusuzluk,
yalnızlık,
baskı
ve çoğu zaman da sessizlik vardır.Ve bu mesleğin vicdanında
Hasan Tahsin durur.15 Mayıs 1919 sabahı,
kalemin sustuğu yerde
o bir gazeteci olarak konuştu.
İlk kurşunu sıktığında,
aslında “gazeteci susmaz” dedi.Hasan Tahsin’in mirası,
bugün masa başında haber kovalayan,
sokakta fotoğraf çeken,
tehdit alan,
dava açılan,
ama yine de yazan
tüm gazetecilerin omuzlarındadır.10 Ocak,
çiçekle, pasta ile, mesajla geçiştirilecek bir gün değildir.
10 Ocak,
hatırlatma günüdür.Basın özgür değilse,
toplum da özgür değildir.Kalem korkarsa,
hakikat yetim kalır.Bugün çalışan gazetecilerin çoğu
asgari ücretle,
sigortasız,
güvencesiz,
ama hâlâ direnerek çalışıyor.Yine de yazıyorlar.
Çünkü bu meslek,
bırakıldığında değil,
satıldığında biter.10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü;
Hasan Tahsin’in cesaretine,
kalemini namus bilenlere,
haber için sokağa çıkanlara
kutlu olsun.Kaleminiz kırılmasın.
Vicdanınız susmasın.Herkes kuru kuruya “âmin” diyorama kimse o âminin nereden geldiğini sormuyor.Geçmişten gelen o ses rahatsız ediyor çünkü.
Hasan Tahsin’in sesi rahat kaçırır,
vicdanı dürter,
koltuğu sallandırır.Bugün “Basın özgürdür” demek kolay.
Zor olan, o sözü hak edecek yerde durmak.Bir çelenk koyup fotoğraf vermek kolay,
zor olan o çelengin neden oraya konduğunu hatırlamak.Hasan Tahsin’i anmak;
sadece adını söylemek değil,
onun cesaretini bugüne taşımaktır.“Âmin” demekle yetinmeyip “Neden?” diye soruyorsun.Bu yazı,
10 Ocak mesajı değil;
gazeteciliğe ayna.Ve herkes aynaya bakmayı sevmez.Sağlıklı kalın…









